Yeşillikler Diyarı Angkor

Yeşillikler Diyarı Angkor

Çocukken çizgi filmler kadar reklam da izlemişsinizdir herhalde, ama biri var ki nice çizgi filmlerden daha derin bir iz bırakmış olabilir üzerimde. Çok muhtemel o ana kadarki hayatımda hiçbir şeyin bu kadar gerçek olmasını istememiştim daha önce.. Misafirlerine “hazırlıksız :)” yakalanan ev sahibesinin eline bir kap ve kaşık alıp buzdolabının içine girdiği, o uçsuz bucaksız dondurma cennetinden, dalından meyve toplarmışçasına çeşit çeşit dondurma kaşıklayıp misafirlerine ikram ettiği Carte D’or reklamı..
Henüz yeni okula giden ve annesinin gölgesinden henüz kopmuş, seyahat tutkusuna erişmemiş bir çocuk için bir an bir yerde bulunabilme arzum hiç olmamış, kendisini hiç böylesine güçlü hissetmemiştim. Tanrım, sonsuz dondurma ile sarılmış olmak nasıl bir histi?
Bunu maalesef hiç hissedemedim.(rüyamda görebilseydim bari ;))
Ama dondurma değil de, yeşillikle böylesine sarılı olmak nasıldır, işte bunu Angkor’da hissettim..
Öncesinde sadece Afrika’da olduğunu sandığım kahve tonundaki toprak ve yeşilin nicesi.. Arabadan çok tuktuk ve bisiklet gördüğümüz, upuzun ağaçların yüksek tavanlı Kabataş odaları ferahlığını sunduğu, upuzun yemyeşil bir yolun keyfini sürmek.. Hani tatilde bir tura katılırsın ve şehrin dışındaki bir antik kenti görmeye gidersin, varınca evet farklı bir yerdesindir vs., işte burada yola çıktığı andan itibaren güzelliği keşfetmeye başlıyor insan.

3 sene önce başkentini görme fırsatı bulduğum Kamboçya’ya bir nebze aşina bir insan olarak çok da yüksek beklentilerle gitmediğimden midir bilemiyorum, Siem Reap beni fazlasıyla etkiledi. Öncelikle Bangkok havaalanında ticarette fazlasıyla dezavantajını yaşadığımız ASEAN Birliği’ne ait ayrı bir sıra olduğunu görmek ile şaşırtmaya başladı. EU ve non-Eu değil; ASEAN ve diğerleri yani dünyamızın bu bölgesinde hayat.. Sonrasında otelimizin havaalanı karşılama hizmetinin araba/minibüs vs değil de Tuktuk’tan ibaret olduğunu görmek:) 2 yetişkin, bir çocuk ve 4 bavulla şimdiye kadar deneyimlediğim Tuktuk sürüşlerinden çok daha emniyetli ve keyiflisiydi diyebilirim..

Diğer önemli husus ise turizm sektörünün başarısı..Phnom Penh’de çok da hissedemediğim, beklentimin üzerinde hizmet/fiyat oranı, insanların mütemadiyen güler yüzlü olması vs. Benim gibi otel dışında vakit geçirmeyi seven ve 5 yıldızlı otel konforu aramayan biriyseniz otelimizi kesinlikle önerebilirim: Rithy Rine Angkor Residence Tam olarak night market içerisinde, her yere yakın, oldukça temiz ve güler yüzlü hizmet veren personele sahip. Vardığımız gece bize Angkor ile ilgili bir sürü bilgi verip, turumuz için tabii ki tuktuk:)  ayarladılar.

Angkor’da turlar farklı tapınak gruplarını gezdirdikleri küçük tur ve büyük tur olarak ikiye ayrılıyor. Bu aslında ana bölge dışında diğer tapınakların farklı iki yol üzerinde sıralanması nedeniyle coğrafi bir organizasyon ayrımı olmuş, zira aynı gün içinde tümünü görmeniz çok olası değil. Otelden aldığımız hizmet küçük tur için 15 USD, büyük için ise 18 USD idi, diğer yandan Siem Reap merkezde sık sık rastlayacağınız tur ofislerinden birinde kişi başı 12-13 USD’ye günü birlik rehberli turlara da katılabilirsiniz.

Gelelim gezinin en güzel kısmına: Tapınaklar şehrine..

Angkor giriş bileti

Öncelikle yol üzerinde şehre yakın bir noktada durup bilet almanız gerekiyor. 1 günlük ya da 3 günlük bilet seçenekleri mevcut. Bizim gibi 2 gün de 1’er günlük bilet alıp girebilirsiniz. Günlük 20USD giriş ücreti ödemeniz gerekiyor. Not: Biletinizi alırken poz vermeyi unutmayın, yoksa şöyle bir bilet ile gezebilirsiniz:)

Tüm bunlardan bağımsız hala inanılmaz bir yeşilliğin içinde güzelliğini koruması. Kral II. Suryavarman’ın burayı inşaası ve baskent olarak kullanmasının ardından Jayavarman VII.’nin annesi babası için yaptırdığı Ta Pram ve Preah Khan gibi; bir kısmı dini inançlarla tapınak olarak, bir kısmı da Suryavarman’dan sonraki kralların kendi gücünü, inancını kanıtlamak amacıyla farklı dönemlerde inşaa ettikleri şehir tapınaklarla dolu kocaman yeşil bir coğrafya burası. Budizm’den Hinduizm’e geçişin, sonra tekrar Budizm’e ve farklı mezheplerine geçişin duvarlardaki figürlerle ifade edildiği tapınaklar. Günümüzde yerel halkın atalarını andıkları günlerde gelip dua ettikleri, huzur buldukları yerler olarak amaçlarına hizmet etmeye devam ediyorlar.

Angkor Wat olarak anılan bölge aslında adını en büyük ve en ünlü tapınaktan alıyor, ve bu da aslında zamanında başkent olarak yerleşime ev sahipliği yapmış şehir..

Kelime anlamıysa Tapınak Kent. Her birine piramitler gibi saygı duyacağınız bu tapınaklardan Angkor Wat’ın yerinin ayrı olduğunu bizzat içini gezdiğinde anlayacaksınız ki, en sondaki avluda bulunan yüksek tepe bu yüzden muhtemelen dünyada insanların en çok gün doğumu izlemek için gittikleri yer olsa gerek.. Şehrin stratejik konumu, su kanalları, yüksekliği, 11. yy dan bu yana yıkılmadan ayakta duruyor olması bir yana, diğer yandan yapımında binlerce insanın canla başla ve inançla taş taşımış, tek tek yıllarca figürleri kazımış olmaları..

Angkor Wat

Küçük turda sırasıyla : Angkor Wat, Bayon, Ta Keo, Ta Phrom, Banteay Kdei ; Büyük Tur’da ise sırasıyla: Preah Khan, Neak Pean, Ta Som, East Mebon ve Pre Rup ziyaret ediliyor.
Tapınaklarla ilgili tarihini ayrıca araştırmak isteyebilirsiniz tabii ama şahsi gözlemlerim ve tavsiyelerim:

Angkor Wat : Biliyorum, görür görmez etkileneceksiniz, girişte çok vakit kaybetmeyin, arkada daha görecek çok şey var:)

Bayon: Angkor Wat sonrası biraz hayalkırıklığı yaratsa da yüz olarak şekillendirilmiş taşlara saygı duruşunda bulunmadan geçmeyin derim. Net sayı bilinmese de bir zamanlar 200 adet taş yüzün bulunduğu düşünülüyormuş.

Ta Keo: işte bu Angkor’a kıyasla küçük olarak göreceğiniz nice tapınaktan ilk tapınak gibi ihtişamını hissedeceğiniz yer. Yüksekliği sizi ürkütmesin mutlaka tırmanın ve manzarayı deneyimleyin.

Ta Phrom: Jayavarman II ‘nin annesi için yaptırdığı bu tapınak kutsallığı fazlasıyla hissedeceğiniz tapınaklardan biri.. Kelimenin tam anlamıyla doğa ve inancın iç içe olduğu yer.. Muhtemelen Yüzüklerin Efendisi dışında görmediğiniz devasa ve görkemli ağaçların adete tapınağı yıkılmasın diye korumaya aldığı muhteşem manzaralara sahip kendisi..

Banteay Kdei: Tapınaklar içerisinde en küçük ve en zarar görmüş olanlardan birisi. Ta Phrom kadar olmasa da yine doğanın el atıp korumaya çalıştığı manzaralara sahip. Küçük turu tamamlayamayacağınızı düşünürseniz, bu tapınağı atlayabilirsiniz.

Preah Khan:

AngkorWat-Angkortapinaklari
Preah Khan

Jayavarman VII’nin babasına adadığı 12.yy tapınağı, aynı zamanda döneminin aktif şehirlerinden. Orjinal adını korumayı başarmış, gizli kılıcın gömülü olduğuna inanılan tapınak. Duvarlardaki figürleri görülesi. Uzaydan Dünya’yı izlemek gibi, ağaçların yanında kendinizi küçücük hissedeceğiniz, insanı kibirlerinden arındırası muhteşem manzaralara sahip bir tapınak kendisi.

Neak Pean:

Neak Pean

Sadece ağaçlar değil doğanın tapınaklara olan dokunuşu bu yörede..Neak Pean yapay da olsa suyun tapınağı sardığı, koruduğu ve kutsallaştırdığı özel bir bölgede kurulu. Girişinde köprüde enteresan bir manzara sizi karşılıyor.Namibya’da ünlenen Naukluft Milli Parkı’ndaki deve dikeni ağaçlarının sudaki versiyonu gibi.. Etraftaki kalabalık olmasa bir korku filminin parçası hissedeceğiniz bir manzara.. Yalnızca köprüyü geçebilenler suyun içindeki ufa k tapınağa erişebiliyor.

Angkor Wat
Ta Som

Ta Som: Küçük bir tapınak olan Ta Som, duvarlarında iyi korunmuş figürleri ve son kez gözlemleyeceğiniz ağaç& tapınak birleşimlerine ev sahipliği yapıyor.

East Mebon:

Angkor Wat
East Mebon

Makyajsız kızıllar soluk kalır, güzelliğini ilk bakışta değil de baktıkça anlarsınız ya.. işte East Mebon da öyle.. Yakından bakınca düzeni, yukarıdan manzarası ve şahsen benim tutkunu olduğum kendini diğerlerinden ayırt eden fil figürlerini keşfediyorsunuz..

Pre Rup: Filler bir yana, turu kızılların zirvesinde bırakacağınız bir tapınak.. Ta Keo gibi yüksekliği ile ihtişamını hissedeceğiniz tapınak, eğer zahmet edip de tırmanırsanız Avatar’ımsı manzaralar sunacak sizlere..

Angkor Wat
Pre Rup

Bunlardan favorimi soracak olursanız tek bir cevapla gelemem sanıyorum: Yapı olarak Angkor Wat, doğa ile içiçe olması yönünden Ta Phrom, kendi değil de çevresinin orijinalliği ile Neak Pean, son olarak rengi ve yapısı ile Pre Rup diye özetleyebilirim belki.

İki kocaman gün ne yedik ne içtik derseniz, bir kere bunaltıcıya yakın bir sıcakta hem dini yerlere saygı gereği hem de sivrisineklerden korunabilmek adına çok açık kıyafetler tercih edemiyorsunuz. Bu nedenle sıcakta yemek yiyemeyenlerdenseniz alandaki birçok restaurantta yemek yerine, 1 USD’ye alabileceğiniz hindistan cevizleri ve çeşitli meyve suları ile de geçirmek isteyebilirsiniz gününüzü.. Aksi takdirde tuktuk şoförünüz sizi civardaki restaurantlardan birine memnuniyetle götürecektir.. Hemen hemen her tapınağın önünde yiyecek/içecek satan yerler mevcut.. Kişisel önerim Asya tatlarından Lotus çiçeği meyvesini deneyin.. İlk kez Çin’de Suzhou’da yiyip aşık olmuştum kendisine, bir sonraki Angkor’a nasipmiş, bakınız Angkor’u sevme nedenlerimden biri daha..:)

Diğer yandan merkezde akşam yemeği için ise yerel mutfağın en harikası Genevieve’s kesinlikle gidilmesi gereken bir yer.. Rezervasyonsuz yer bulamayacağınız için önceden mutlaka arayın. Avustralyalı sahibi ve hikayesi yeterince sempati beslemenize neden oluyor ancak yemekleriyle buraya aşık olabilirsiniz.. Lok Lak Beef ve Amok chicken harika 🙂 Fiyatları yeterince makul. Zira Siem Reap’ta ekonomi 1 USD üzerine kurulu: Alışveriş sırasında tanesini, iki tanesini, üç tanesini 1 dolara satın alabileceğiniz nice ürün bulabilirsiniz:) Bu arada önemli bilgi Kamboçya genelinde USD para birimi geçerli, bozdurmanıza gerek kalmıyor. Kendi paralarını ise sadece para üstü olarak kullanıyorlar.

1-2 dolara hayatınızı güzelleştirebileceğiniz diğer seçenek ise masaj:) Gündüz bu kadar yürüyüş ve tırmanış sonrası akşamın en güzel yanı adım başı rastlayacağınız masaj salonları.. Benim için Asya’nın en güzel yanı olabilir Sushi’den sonra 🙂 1-2 dolardan başlayan maks. 15-20 dolara çıkan, 15/30/60 dk’lık türlü masajdan istediğinizi seçebilirsiniz 🙂

Bol yeşillik, bol huzur, masaj, güzel yemekler ve içecekler, tertemiz hava ve minik yeğenimin ilk Asya deneyiminin eğlenceli yorumları, deneyimleri 🙂 Angkor benim için enerjimi tazelediğim, tapınaklarında kalbimin derinliklerine inip umutlarımı yeşerttiğim yer oldu..

-umarım o dileklerin gerçekleştiği günler de gelir,
-umarım buradaki kelimeler, gitmek isteyip de Asya’dan çekinenlerin yüreğine su serper,
-umarım çok daha güzel deneyimler sizin olur..

3 Replies to “Yeşillikler Diyarı Angkor”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Booking.com