Çin’deki Alman Diyarı, Qingdao

Çin’deki Alman Diyarı, Qingdao

 

Otobus, Qingdao
Shanghai                                                                                             06.07.2011
Çin macerasının sonuna yaklaşırken enteresan deneyimler yaşamaya devam ediyorum. Az önce otobüste yanımdaki teyzeyle sohbet etme rekoruma bir yenisini ekledim. 1 sa 20 dk Çince muhabbet! Tabii bu muhabbet sırasında kızının fotoğrafını  da gördüm.
Tabii erkek ve benden büyük olmadığı için müteşekkirim 🙂
İkinci kez Çin’de gece ve uzun yol otobüsüne biniyorum, ilki Qingdao’ya gelirken Sanaa ile birlikteydi, ikincisi şimdi ise yalnız başımayım.. Gerçekten çok enteresan: 3 sıra halinde ardarda yataklardan oluşuyor otobüs ve tabii ki trendeki gibi herkes 10’da uyuyor. Ben de olmayan ışıkta yazı yazmaya çalışıyorum.. Bir de yataklarla aynı genişlikte olan 2 koridora serilen ek yataklarda yatan insanlar var tabii.. Tuvalete gitmek için üstlerinden atlamaman gereken.. Neyse bugunkü çok daha iyi, geçen sefer 1 çiftle yanyana yattım resmen.. Çinliler de çok rahat insanlar vesselam..

Qingdao çok enteresan duyguları yaşattı gerçekten.  Kendisi gibi Alman ve Çin kültürünün karışık olduğu bu şehirde  kendini bir an Avrupai bir ana caddede, bir anda da çöpleri yerlere saçılmış ufak salaş yemek dükkanlarının bulunduğu gayet Çin tarzı bir sokakta bulabiliyor insan. Ben de tam anlamıyla böyleydim işte burada. Denizi, kumsalı keşfetmenin, gece  4 mayıs meydanında rüzgarla müziğin verdiği keyifle kendimi süper özgür ve huzurlu hissetmek bir yanda, diğer bir yanda kumsalda oturup denizi izlemek, Qingdao birası içip düşüncelere dalmak, Sanaa ile insanların ne kadar saçma ve acımasız olabileceğini tartışmak..Ya da gece çekilen suyun yarattığı 200 metrelik alanda yürümenin verdiği özgürlük hissi, ya da ablamın erken doğum yapacağını öğrendiğim anda yıkılışım ve bugün bebişiskype ta görmemle gözyaşlarıma hakim olamamam…Ya da Sanaa’nın aldığı haber sonrası ona duyduğuma acıma ve acısını dindirebilme isteği..ya da fotoğraf makinemi kaybetmenin verdiği üzüntü, başka fotoğraf çekemeyecek olmak, cep telefonumun başarısız kamerasına muhtaç kalmanın acısı.. Diğer yandan çok eğlenceli fotoğraflar çekmiş olmak telefonla da olsa.. Ya da barları keşfedeceğiz diye her türlü yanlış! yerin kapısını çalmış olmak ve kapıyı açanların surat ifadelerinin komikliği… Aynı zamanda sokaktaki insanların hayatlarında yabancı görmemiş gibi davranmaları, şımartmaları, muhabbet etmeye
çalışmaları.. hocaların bile şimdiye kadar zorlamadığı kadar Çince konuşmak zorunda kalışım, survival ihtiyacı dışında yani  Ve bu diyalogların %90’ının merhaba, nerelisin, okumaya mı geldin, Qingdao’ya eğlenmeye mi geldin, Çincen çok iyi gibi sabit kısımları olması ve bazılarının sadece bundan ibaret olması.. Bir de buna erkek arkadaşın var mı, arıyor musun ya da neden ayrıldın  ya da ne zaman evleniyorsunuz gibi detay cevaplar gereksinimi yaratan versiyonları var En sonunda Tr’denişanlım olduğuna karar verdim ki hayat kolaylaştı
Sonuç olarak güzel bir şehri keşfetmiş, deli gibi Çince pratik etmiş olmaktan dolayı mutluyum ve bira müzesine gittiğim, taze bira içtiğim için de.. Hakiki Qingdao marka torbayla bira taşıyan ya da cızbız eti biraya bandırıp yiyen insanlar gördüğüm için de..Ya da denizyıldızının yenildiğini gördüğüm için de..
Bu yazıda kullandığım kadar “ya da” ların hayatınızın bir parçası olması ya da! hayatın hep birbirinden güzel seçenekler sunması dileğiyle..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Booking.com